Monthly Archives: Ekim 2011

Bilişim Sektörü Ahlak İlkeleri

Bilişim Sektörü Ahlak İlkeleri

Firmamız mesleki faaliyetini sürdürür ve ticaret yaparken; aşağıdaki ilkelere uyacağını ve ilkelerin uygulanmasında Tübider’ in bilişim sektörü adına gözlemci ve yönlendirici olarak yapacağı tavsiye ve uyarıları dikkate alacağımızı kamuya açık biçimde taahhüt eder.

  1. Adil, dürüst ve güvenilir olacak, tüm insanlara karşı hiçbir ayırım gözetmeksizin eşit davranacaktır.
  2. Çalışma ve ilişkilerinde ahlaki değerler doğrultusunda hareket edecektir.
  3. Mesleği ile ilgili yasa, kural ve standartları öğrenerek, onlara uyacaktır. Mesleki bilgi, beceri ve yeteneklerini kullanırken kişisel ve kurumsal çıkarlara zarar vermeyecektir.
  4. Bilişim ve bilişim teknolojisi uygulamaları hakkında toplumun aydınlanmasına ve toplumda gerekli bilincin oluşmasına katkıda bulacaktır
  5. Bağlı olduğu yükümlülüklere ve sözleşmelere uyacaktır.
  6. Başkalarına ait özel bilgilerin gizliliğine ve korunmasına özen gösterecek; İnsanların özel yaşamına, saygınlığına ve sahiplik haklarına saygı gösterecektir.
  7. Ürün ve hizmetleri konusunda müşterilerini tam ve doğru olarak bilgilendirecek, ürün ve hizmet sunumunda yasaların ve ticaretin gerektirdiği belge ve bilgilerin eksiksiz olarak karşı tarafa verilmesini sağlayacaktır.
  8. Faaliyetleri ile ilgili olarak ilgili tarafları çıkarları konusunda bilgilendirecek.
  9. Kirli ve dürüst olmayan işleri yaptığından kuşku duyduğu kişi ve kurumlarla çalışmayacaktır.
  10. İş ortaklarının ve ticari ilişki içinde olduğu kurum ve kişilerin hak ve çıkarlarını korumak konusunda titiz davranacak, onların kazançlarını yok edici bir ticari faaliyet içinde olmayacaktır.
  11. Nihai tüketicilere bayi kar marjını yok sayan fiyat bilgilendirmesinde bulunmayacaktır.

  12. Ürün ve hizmetin makul bir kar marjını koruyacak biçimde satılmasına özen gösterecek, diğer satıcı ve meslektaşları karşısında fiyat kırma yoluyla haksız kazanç elde etmeye çalışmayacaktır

  13. Üreticilerin, patent, telif ve mülkiyet haklarına saygılı davranacak; sahte ürün satışı yapmayacak; yazılımların lisansız ve korsan ticaretine karşı çıkacaktır.

  14. Haksız rekabet sayılan ticari faaliyet içinde olmayacak, ürün ve hizmet sunumunda tekel yaratıcı davranışlardan kaçınacak, ticari avantaj ve üstünlüklerini meslektaşlarının ve müşterilerinin aleyhine kullanmayacaktır.
  15. Tüketicilerin yasalar ve uygulamalardan gelen haklarına saygılı davranacak, garanti ve satış sonrası hizmet konularında müşteri mağduriyeti oluşturmayacaktır.
  16. Çalışma yaşamının ahlak kurallarına uyacak, çalışanlarının yasalardan ve uygulamalardan gelen hak ve çıkarlarını koruyacaktır.
  17. Çalışanlarının mesleki gelişimine katkıda bulunacak, onları bu konuda özendirecek; çalışanın sektörel, toplumsal ve kişisel sorumluluklarını yerine getirirken temel ahlak kurallarına uygun davranmalarını sağlayacaktır.

 

Reklamlar

HERŞEYİN OLABİLİR VE SEN HERŞEY OLABİLİRSİN…

HERŞEYİN OLABİLİR VE SEN HERŞEY OLABİLİRSİN…

Her şeyin olabilir..
Evlerin, arabaların.. Bilgisayar vs… her türlü teknolojik imkanın, renk renk elbiselerin, pahalı parfüm ya da kremlerin ve pahalı alışkanlıkların…

Ve sen !..
Her şey olabilirsin…

Güzel ya da çirkin..
Uzun ya da kısa olabilirsin..
Boylu poslu.. Gösterişli ya da gösterişsiz…
Tombul yada zayıf….
Genç ya da yaşlı…

Kadın ya da erkek olabilirsin…
Anne, baba olabilirsin.
Kardeş, ağabey, dost, arkadaş…

Huzurlu ve huzursuz…
Güleryüzlü ya da somurtuk..
Sakin ya da hareketli…
Sabırlı, dayanıklı, heyecanlı, atak ve coşkulu olabilirsin.

Hatta her an içinde bulunduğun duruma göre bir şey de olabilirsin.

Sonra iş sahibi olabilirsin ya da işsiz…
Üniversite yada lise yada ilköğretim mezunu olabilirsin.

Bir meslek sahibi olabilirsin.
Öğretmen, memur, işçi, doktor, mimar ya da avukat…
Hatta mesleğinde üst seviyelere çıkabilir ve unvanların olabilir…
Bütün bu özelliklerin çevrende pek bir takdir görebilir, övgüler alabilirsin…

Tüm bunlar iyidir hoştur, güzeldir …

Büyüklerin dediği gibi adam bile olabilirsin.

Ama asıl mesele insan olmaktır…
İnsan olmak başka bir şeydir…

Onun ne okunacak bir kitabı ne de ezberlenecek bir formülü vardır. İnsan olmak yukarıda saydıklarım ile saymadıklarımın tamamını kapsar…

Eğer;

İnsanları toplumsal alt kimliklerine göre ayırmadan, cinsiyetlerine göre kayırmadan, zengin, fakir yada meslek ya da unvanlarına göre değil önce insan olduğu için sevip sayıyorsan…

Ve çevrendekilere sahip olduklarına göre değil, (seninle paylaşmamış olsa bile çevresindekilerle…) paylaştıklarına göre önem, değer ve anlam verebiliyorsan.

Verdiğin sözü tutuyor ve özün ile sözün birbirini tamamlıyorsa, iyiniyetli, samimi, merhametli, dürüst ve alçak gönüllü isen insan olmaya başladın demektir.

Pek havalı sıfatların olabilir ama en havalısı insan olmaktır. Kadın ya da erkek olmaktan, toplumsal sıfatlarından çok daha anlamlıdır. Ve tüm bunların yanına bir de erdem kattın mı insan oldun demektir.

Ve insan olduğunda sen artık insanların yüzlerine değil ruhlarına bakmaya başlarsın…


Einstein ve 10 maddesi :)

1. Merakınızın peşinden gidin
Einstein: “Benim özel bir yeteneğim yok. Yalnızca tutkulu bir meraklıyım.”

2. Azim paha biçilmezdir
Einstein: “Çok zeki olduğumdan değil, sorunlarla uğraşmaktan vazgeçmediğimden başarıyorum.”

3. Bugüne odaklanın
Einstein: ” Güzel bir kızı öperken düzgün araba kullanan birisi, öpücüğe hak ettiği dikkati vermiyor demektir.”

4. Hayal gücü güç verir
Einstein: “Zekanın gerçek göstergesi hayal gücüdür, bilgi değil”

5. Hata yapın
Einstein: “Hiç hata yapmamış bir insan yeni bir şey denememiş demektir.”

6. An’ı yaşayın
Einstein: “Ben geleceği hiç düşünmem, ne de olsa gelecektir.”

7. Değer yaratın
Einstein: ” Başarılı olmaya değil, değerli olmaya çalışın.”

8. Farklı sonuçlar beklemeyin
Einstein: “Delilik: Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek.”

9. Bilgi deneyimden gelir
Einstein: ” Bilgi malumat değildir. Bilmenin tek yolu deneyimlemektir.”

10. Kuralları öğrenin, daha iyi oynayın
Einstein: ” Oyunun kurallarını öğrenmek zorundasınız. Böylece herkesten iyi oynayabilirsiniz.”


Microsoft Türkiye Bilgi Notu

Hotmail Gelen Kutusu’nda Karışıklığa Son Veriyor

SmartScreen teknolojisi sayesinde kullanıcıların gelen kutusundaki gereksiz ve istenmeyen e-posta oranını %3’ün altına indiren Hotmail, şimdi de düzenli olarak alınan e-postaları yönetme ve gelen kutusunda dağınıklığı engelleme amaçlı 5 yeni özellik tanıttı. Özellikler önümüzdeki haftalar içinde devreye alınacak.

Kullanıcıların “gereksiz” olarak işaretledikleri e-postaların u’ini aslında bültenlerin ve teklif ya da uyarı e-postalarının oluşturduğunu tespit eden Microsoft, bu e-postaları yönetmek için özel olarak geliştirilmiş olan 5 yeni Hotmail özelliğini tanıttı. Yeni özellikler önümüzdeki haftalar içinde devreye alınacak ve kullanıcıların Hotmail hesaplarında görünmeye başlayacak.

Günümüzde ortalama bir gelen kutusunun yarısından fazlasını e-bültenler ve fırsat e-postaları, yaklaşık ’sini sosyal ağ güncellemeleri, ’ünü kişiden kişiye yazışmalar ve geri kalanını da üye olunan listelerden gelen e-postalar, alışveriş faturaları ve gereksiz e-postalar oluşturuyor. Hotmail’in tanıttığı yeni özellikler ise tam anlamıyla “gereksiz” veya spam olarak nitelendirilemeyecek, ancak gelen kutusunu kalabalıklaştırması nedeniyle önemli e-postaların gözden kaçmasına sebep olabilecek e-postaları yönetmeye odaklanıyor:

1) “Bültenler” kategorisi

Hotmail’de halihazırda mevcut olan sosyal ağ güncellemeleri, Office belgesi içeren e-postalar, fotoğraf içeren e-postalar gibi otomatik kategorilere e-bültenler için özel bir kategori daha ekleniyor. SmartScreen teknolojisi ile desteklenen altyapı ilk etapta • başarı oranı ile e-bültenleri tespit edebiliyor ve kullanıldıkça öğrenerek başarı oranını yükseltiyor.

2) Tek tıkla Abonelik Kaldırma

Hotmail’in bu özelliği, bir bülten listesinden çıkmak isteyip de nasıl yapılacağını bulamayanlar için ideal. Herhangi bir bülteni seçerek Aboneliği Kaldır seçeneği tıklandığında Hotmail siteye artık bu kullanıcıya bülten göndermemesi gerektiğini bildiriyor, Süpür özelliği ile o gönderenden gelmiş olan tüm e-postaları kullanıcının gelen kutusundan temizliyor, ve gönderen listesinden çıkma işlemi tamamlanana kadar gelen tüm e-postaları Gereksiz klasörüne atıyor.

3) Temizlemeyi Programlama

Bu özellik ise, kullanıcının almaya devam etmek istediği, ancak belirli bir süreden sonra geçerliliğini veya önemini yitiren e-postaları yönetmeye yönelik. Temizlemeyi Programlama özelliği ile Hotmail kullanıcıları, herhangi bir gönderenin:
• Sadece en son e-postasını saklayabiliyor,
• E-postalarını belli bir zaman zarfından sonra silebiliyor (3 gün, 10 gün, 30 gün veya 60 gün),
• E-postalarını belli bir zaman zarfından sonra seçilen herhangi bir klasöre taşıyabiliyorlar.

Sadece Hotmail’de olan Temizlemeyi Programlama özelliği sayesinde kullanıcılar örneğin fırsat sitelerinden gelen e-postalar arasından sadece en sonuncusunu tutup diğerlerini otomatik olarak silmeyi, bankadan gelen kredi kartı ekstrelerini 30 gün sonra otomatik olarak bir klasöre taşıyıp saklamayı, veya 10 gün boyunca okunmamış bültenleri silerek gelen kutusundaki dağınıklığı engellemeyi seçebilirler.

4) Önemli e-postalar için Bayraklar

Gelen kutusunun kargaşası içinde önemli bir e-postayı gözden kaçırmak veya okuduktan sonra unutmak e-posta kullanıcılarının ortak derdi. Hotmail’in kullanıcılarına sunduğu Bayraklar özelliği ile artık unutmamak için ilgili e-postayı okunmamış olarak işaretlemek veya kendi kendine yeniden göndererek gelen kutusunun tepesinde durmasını sağlamaya çalışmaya gerek kalmıyor. Çok yakında sunulmaya başlayacak özellik sayesinde Bayrak eklenen e-postalar gelen kutusunun en tepesine sabitleniyor ve yeni e-posta gelse de işaretlenen e-posta her zaman en tepede kalıyor. Üstelik belli gönderenlerden gelen e-postaları otomatik olarak bayraklamak için kurallar oluşturarak en önemli e-postaların asla gözden kaçmaması sağlanabiliyor. Ayrıca bayraklı e-postaların tıpkı bültenler veya sosyal ağ güncellemeleri gibi başlı başına bir kategori olmaları sayesinde bayraklı e-postalarda da Temizlemeyi Programlama veya Süpür özelliğini kullanılabiliyor.

5) Farklı tipte e-postalar için özel Kategoriler

Hotmail’in önümüzdeki haftalar içinde devreye alacağı bir diğer özellik de, otomatik olarak beliren kategoriler dışında kendi kullanımlarına özel kategoriler yaratmak isteyen kullanıcıların ihtiyacını karşılamaya yönelik Kişiselleştirilmiş Kategoriler. Süpür ve Temizlemeyi Programlama desteği ile son derece kolay bir şekilde oluşturulup kullanılabilecek olan kişisel kategoriler sayesinde e-posta aramaya veya karmaşık kurallar oluşturmaya gerek kalmadan anında yeni bir kategori yaratıp ilgili tüm e-postaları bu yeni kategoriye dahil etmek mümkün olacak. Üstelik kategorilerin Hızlı Görünümler başlığı altında klasörlerle birlikte yer alması sayesinde istenilen e-postayı bulmak çok daha kolay olacak.

Hotmail’in yeni özellikleri, e-postalarını arşivlemeyi sevenler ve klasörlerini aktif olarak kullananlar için de ideal, çünkü Kategoriler, Süpür ve Temizlemeyi Programlama klasörlerle çalışmayı daha da kolay hale getiriyor. Örneğin herhangi bir e-postayı seçtikten sonra Süpür veya Temizlemeyi Programla’yı tıklayarak o gönderenden bugüne kadar gelmiş olan ve ileride gelecek olan tüm e-postaları belli bir klasöre taşımak mümkün. Üstelik yeni klasör yönetimi araçlarıyla direkt menü üzerinden yeni klasör yaratmak, klasörleri çekip bırakarak başka klasörlerin içine taşımak, ve sadece sağ tık ile klasörler yeniden adlandırmak, okunmuş olarak işaretlemek veya tamamen silmek mümkün.

Hotmail’in yeni özelliklerini önümüzdeki haftalar içinde devreye alınacak ve kullanıcıların hesaplarında belirmeye başlayacak.


Einstein

1890-1894 yılları arasında Almanya’nın Münih kentindeki lisede okuyan Einstein genel olarak durgun ve çekingen tavırlarıyla dikkat çekiyordu.

Hatta bu halini oldukça olumsuz gören bir hocası, “öteki öğrencilere kötü örnek oluyorsun” diyerek okulu terketmesini istemişti.

Maddi alanda babası zorluk çekmeye başlayınca ailesi Kuzey İtalya’ya göç ettiler.

Bu devrede herşeyi tamamen boşveren Einstein bir yıl boyunca etrafta boş boş dolaşıp, müzeleri gezmekten başka bir şey yapmadı.

Ama amaçsız değildi ve kendince planları vardı.

Bern’deki İsviçre Federal Politeknik Enstitüsüne girmeye karar verdi.

Tabi Botanik, Zooloji ve Yabancı Dil derslerindeki eksiklikleri onu bu enstitünün sınavında başarısız etti.

O bir Fizik’çi olmak istiyordu.

Ama bu istek başka insanları şaşkınlığa uğratıyor ve bu dalı başarısız gördükleri Eintein’e yakıştıramıyorlardı.

Zürih’teki Politeknik okulunun fizik profesörü Jean Parnet ona, açık açık şunları söylemişti: ” Neden Fizik gibi güç bir şey seçiyorsunuz? Tıp, Hukuk; Filoloji’ye heves etseniz sizin için daha iyi olur” demişti.

Yani Einsten’i Fizik için kapasitesiz ve yetersiz görüyordu.

17 yaşındayken Einsten’in kendi içindeki en büyük adımı attı.

O zamana kadar hep ilgisiz kaldığı Matematik artık ilgi alanına girmeye başlamış ve Matematik konularına merakla yönelme devresine girmişti.

Zürih Politeknik okulunda yüksek öğrenim gördüğü yıllarda okuldaki tavırları ile hocalarının öfkesini üzerine çekiyordu.

Akıntıya ters yönde gitmede direten Einstein, yeni fiziğin temellerini atan Maxwell Kirchoff, Boltzmann ve Hertz’in eserlerini okuyordu.

Matematik hocası Prof. Hermann Minkowsky, ona “Tembel Köpek” adını takmıştı.

İşin garip tarafı bu hocası daha sonra Einstein’in Yeni Fiziği üzerinde değerli çalışmalar yapan adam olacaktı.

Einstein arkadaşı Marcel Grossman’ın tutmuş olduğu temiz ve düzenli notlar sayesinde iki önemli sınavı güç bela vererek, Matematik öğretmenliği diploması ile okulunu bitirmişti.

Ama gel gör ki Profesörler arasındaki kötü namı nedeniyle onu üniversite öğretim kadrosuna almayacaklardı.

Einstein’in gençlik yıllarının genel görünümü bu şekilde.

En büyük özelliği tembellik ve bu özelllik onun dehasının farkedilmesini erteleyen bir faktör olarak hayatının bir parçası haline gelmiş.

Ha bu arada bu özelliğini yıktıktan sonra o muhteşem teorilere ulaşmak için günde 12 saat çalıştığınıda bir dipnot olarak girelim.


RIM – Blackberry açıklama!

“Avrupa, Ortadoğu, Afrika, Hindistan, Brezilya, Şili ve Arjantin’deki BlackBerry kullanıcılarının mesajlaşma ve internet tarayıcısında yaşadıkları gecikmeler, RIM altyapısındaki temel devre anahtarlarından birinde oluşan arıza nedeniyle meydana gelmektedir. Sistem, ağdaki akışta bir sorun olduğunda akış yükünü yedek anahtara aktararak yükü kaldıracak yetkinlikte tasarlanmış olmasına ve daha önce test edildiğinde bu işlevi yerine getirebilmiş olmasına rağmen, bu şekilde gerçekleşmemiştir. Sonuç olarak, oluşan yüksek miktardaki veri birikmesini temizleyerek servislerimizi bir an önce normal işleyişine döndürmek üzere çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu durumdan kaynaklı sorun yaşayan kullanıcılarımızdan özür dileriz. Konuyla ilgili bilgilendirmeye devam edeceğiz.”


Coca-Cola

Coca-Cola, 125. yılına özel olarak tarihine damga vuran 4 nostaljik şişe tasarımını tekrar piyasaya sürdü… Hutchinson isimli ilk Coca-Cola şişesinin yanı sıra, koleksiyoncuların gözde tasarımı olan kontur şişenin ilk hali de yeniden hayata dönüyor. Tüketicilerin markaya olan sevgisini ölçen Marka Sevgi Endeksi’ne göre Coca-Cola, tüm Coca-Cola sistemi içinde en çok Türkiye’de seviliyor. Bu sevgiden hareketle yola çıkan Coca-Cola Türkiye, Coca-Cola severleri ve koleksiyoncularını mutlu etmek amacıyla, 125 yıla damgasını vuran nostaljik şişelerine yeniden hayat verdi.

Coca-Cola’nın ilk şişe tasarımları tekrar canlanıyor…
1899 – Hutchinson isimli ilk “Coca-Cola” şişesi modelinde mantar kapaklar kullanılmıştı. El yazısı şeklindeki “Coca-Cola” logosu camın üzerine kabartmayla işleniyordu. 20. Yüzyıla girerken bu şişelerin her biri yaklaşık 12 kez tekrar doldurularak kullanılabiliyordu.
1900 – 1900’lerin başında daha basit bir tasarıma sahip olan Hutchinson şişeleri, daha dar ve dışı girintili çıkıntılı olan bir model ile değiştirildi. Bu şişeler kabartma “Coca-Cola” logosu yanında şişenin içeriğini açıklayan bir etikete de sahipti. 1910 öncesinde üretilen şişeler genellikle el yapımı olduğundan, birbirinden farklılık gösterebiliyordu.
1915 – 16 Kasım 1915’te Root Camcılık, kontur şişe modelinin patentini aldı. 25 Aralık 1923’te yenilenen bu model, koleksiyoncular arasında çok popüler oldu. Şişelerin birçoğunun tabanında, şişenin doldurulduğu şehri okumak mümkündü.
1957 – 1957’de “Coca-Cola” şirketi, kontur şişelerin üzerindeki geleneksel el kabartması
“Coca-Cola” logosunu, düz beyaz renkli boya baskısıyla değiştirmeye karar verdi. Bu tasarım, ABD’de alınan ikinci şişe patenti oldu (1960).


%d blogcu bunu beğendi: